Ogün Restaurant

Ogün Restaurant’ı ilk defa Vedat Milor’un NTV’deki Tadı Damağımda programında izleyen Özge, bir fırsatını bulup soluğu Ogün Restaurant’ta almış. Daha önce bu programı izlediyseniz Vedat Bey’in lezzet konusunda ne kadar açık sözlü olduğunu biliyorsunuzdur. Boşu boşuna hımmm ne kadar da güzel olmuş, çok lezzetli diyen bazı programları izleyipte hiç inanmadığım çok olmuştur ama Vedat Bey başka; bu ciğer bir gün dolapta mı beklemiş diye soran, başka bir restaurantta herşey güzel de balık kuru diyen çok fazla insan yoktur. Bu nedenle kuzenim biz Vedat Milor ne yediyse ondan istiyoruz demiş sonra da yemekleri bana öve öve bitirememişti. Okumaya devam et »
Kanatçı Haydar
İstanbul’da olupta Kanatçı Haydar’ı bilmeyen var mıdır?
Üniversite yıllarında bol bol gittiğimiz, şimdi ise fırsat bulduğumuzda gidebildiğimiz müthiş kanatların yapıldığı yanında her zaman rakı, cacık ve salata yediğimiz yer. Kanatçı Haydar’a gidipte menüye baktığımız hiç olmadı, hep aynı şeyi yeriz. Tabak tabak tavuklar gelir, patlasakta tavuğa doymayız. Kimimiz ön hazırlık olarak günü hafif yiyeceklerle geçirir ki tavuğa yer açılsın.
1882 Alaçatı’da Kahvaltı Keyfi

Ne zamandır yazamadığım bloguma en sonunda geri dönebildildim. Düğün, dernek, iş derken baya bir zaman geçti. Ama asıl neden sadece bunlar değil; hazırlıkları bir türlü bitmeyen 5 odalı butik otelimiz. Logo, internet sitesi, dekorasyon, bahçedeki çiçekler, ektiğimiz fesleğen, adaçayı, kekik, sardunya derken en sonunda sıra otel menüsünü oluşturmaya geldi.

Önce Müge’nin hazırladığı kahvaltıyı denedik. Siteye yazdığım tariflerden tarif kartları yaptım, kek ve kurabiye kalıpları aldım. Kendi kafama göre kolay hazırlanan tariflerden menü oluşturdum. Şimdi bu cumartesi bütün bunları yaparak öğretmeye geldi. Menüde olupta blogumda yazmadığım tarifleride bu cumartesi fotoğraflayıp eklemeyi düşünüyorum.

Okumaya devam et »
Babaganuş
Malzemeler
2 büyük patlıcan (600-650 gr.)
1.5 yemek kaşığı tahin
1/2 limon suyu
2 yemek kaşığı zeytinyağı
2 yemek kaşığı yoğurt ( ben 3 kaşık koydum)
2 büyük diş sarımsak (soyulmuş ve ezilmiş)
1 dal taze kekik
süslemek için
zeytinyağı, üstüne serpmek için
tuz
karabiber
sumak yada maydanoz
Etiketler: Sebze, Yemek, başlangıç-meze | Yorum (1)
Hayatınızı nasıl pişirirsiniz?
İkinci defa izlediğim bu belgesel, iki seferde de hemen mutfağa girip yemek yapma isteği uyandırdı, tariflere bakıp harekete geçirdi. Zen şefi, Tassajara Bread Book kitabının yazarı Edward Espe Brown söze şu cümleyle başlıyor, Yemek yaptığınız zaman sadece yemek yapmazsınız, aynı zamanda kendiniz ve diğer insanlarla da uğraşırsınız.
Yemek yapınca stresimi atıyorum, bir şey yaratıyorum. İşten çıkışta oraya buraya koşturup gereken malzemeleri bir araya getiriyorum. Manavdan eve sipariş vermeyi de sevmiyorum. Meyve ve sebzeleri görüp almak, manavdaki malzemelere bakıp ona göre yapacağım yemeğe karar vermek daha zevkli geliyor. Filmi izleyince yemek yapmayı neden sevdiğimi bir daha hatırlıyorum.
Ellerinizi özgürleştirin. Bölümlerden biri böyle başlıyor. Etrafımda çok insan var ki keşke bir enstrüman çalsaydım ya da güzel resim yapmayı çok isterdim gibi cümleler kuruyor. İşin aslı şu ki hepimiz ellerimizle bişeyler yapmayı istiyoruz. Birşey yaratmak enerjimizi bu yöne doğru harcamayı özlüyoruz. Filmde artık ekmek yapılmadığını bunu makinelerin yaptığını ve bizim ellerimiz ve vücutlarımızla yaptığımız şeylerden vazgeçtiğimizi halbuki bunların bize sağlık veren ve dinçleştiren şeyler olduğu söyleniyor.
Kim kimi pişiriyor? Yemek yaparken aslında yemek bizi pişirir. Yemek yaparken yiyeceklere dikkat etmek, ilgi gösterip, kendi gözümüz gibi bakmamız gerekiyor. Yemeği sunuyoruz ve bundan tekrar besleniyoruz. Yemek aslında bir araç ve biz aslında kendimizi geliştiriyoruz.
Havucu keserken sadece havucu kesin…











