
Evde yapılan likörlerden sonra vanilya esansı da hazır hale geldi. Aslında ilk önce vanilya esansını yaptım ama 60 gün bekleme süresi nedeniyle en son o hazır oldu. Vanilya esansının tarifi Simply Recipes‘den bu tarifi ararken kolay uygulanabilir başka tarifler de buldum. Mesela bir kişi kullandığı tüm vanilya çubuklarını dolabında bulundurduğu votka dolu bir şişeye koyarak vanilya esansı hazırlıyormuş, bir şişe de bourbon bulundurup bourbonla da vanilya esansı hazırlıyormuş. Vanilya çubuklarını toz şekerin içine sokup vanilyalı şeker yapmakta çok kullanılan bir yöntem.

Malzemeler
3 vanilya çubuğu
240 ml. votka
Ağzı sıkıca kapanan ufak bir şişe
Bir mutfak makasıyla vanilya çubuklarını boylamasına kesin, ucunda bir parçayı kesmeyin, birleşik kalsın. Vanilya çubuklarını şişeye koyun ve votkayı da şişeye dökerek, ağzını sıkıca kapayın. Arada bir çalkayın ve en az 2 ay serin ve karanlık bir yerde saklayın. Daha sonra ister vanilya çubuklarını çıkarıp şekerin içine koyun, isterseniz içinde bırakıp kullandıkça votka ekleyin. Esansınız en az iki sene tazeliğini koruyacaktır.
Süt Likörü yazımı ancak hazırlayabildim. Önce yaptığım likörlerden kuzenim Özge’ye götürdüm, Batuhan’ın doğumu şerefine şişelendi, etiketlendi ve küçük bir kutlama yapıldı. İçenler biraz Malibu’ya benzettiler. Daha sonra sallana sallana fotoğrafları düzenledim ve
Turkish Kovboylar grubuna dahil olunca yaşasın bir kutlama daha dedim ve Süt Likörü yazımı Turkish Kovboylar’a taşımaya karar verdim. İşte yazımın linki: Turkish Kovboylar Şerefine Süt Likörü

Turkish Kovboylar 18 kişinin -benimle 19 oldu- biraraya gelip aklına eseni yazdıkları bir blog, daha çok yeni ama göz atmaya değer, beni de aralarına aldıkları için tekrar teşekkürler.
Yeni yazım biraz gecikti ama size güzel haberlerim var. İlk haberim Evmanya‘dan. Yeni çıkarmaya başladıkları dijital derginin ilk sayısında ben de varım. Harika bir dergi hazırlamışlar 46 ve 47. sayfalarda Whoppie Pies ve Bananofee Pie’ya yer verdiler. Hem benim yazılarıma, hem de diğer yazılara bakmak için aşağıdaki linki takip ediniz.
Evmanya Magazin 20 Nisan 2011

Diğer haberim ise Habertürk’ten, ne zamandır Web günlüğü bölümünü takip ediyorum ama blogu göndersem mi, göndermesem mi diye karar veremiyordum. Habertürk editörü Hande Köseoğlu’nun twitterda: blogunuz varsa gönderin tweetini bir işaret olarak kabul edip, bir cesaret gönderdim. Bugün tarihli Habertürk 20. sayfa, Web günlüklerinde Çilekli Salata yazımdan bir parça görebilirsiniz. Khande‘ye çok teşekkürler :)

İkinci defa izlediğim bu belgesel, iki seferde de hemen mutfağa girip yemek yapma isteği uyandırdı, tariflere bakıp harekete geçirdi. Zen şefi, Tassajara Bread Book kitabının yazarı Edward Espe Brown söze şu cümleyle başlıyor, Yemek yaptığınız zaman sadece yemek yapmazsınız, aynı zamanda kendiniz ve diğer insanlarla da uğraşırsınız.
Yemek yapınca stresimi atıyorum, bir şey yaratıyorum. İşten çıkışta oraya buraya koşturup gereken malzemeleri bir araya getiriyorum. Manavdan eve sipariş vermeyi de sevmiyorum. Meyve ve sebzeleri görüp almak, manavdaki malzemelere bakıp ona göre yapacağım yemeğe karar vermek daha zevkli geliyor. Filmi izleyince yemek yapmayı neden sevdiğimi bir daha hatırlıyorum.
Ellerinizi özgürleştirin. Bölümlerden biri böyle başlıyor. Etrafımda çok insan var ki keşke bir enstrüman çalsaydım ya da güzel resim yapmayı çok isterdim gibi cümleler kuruyor. İşin aslı şu ki hepimiz ellerimizle bişeyler yapmayı istiyoruz. Birşey yaratmak enerjimizi bu yöne doğru harcamayı özlüyoruz. Filmde artık ekmek yapılmadığını bunu makinelerin yaptığını ve bizim ellerimiz ve vücutlarımızla yaptığımız şeylerden vazgeçtiğimizi halbuki bunların bize sağlık veren ve dinçleştiren şeyler olduğu söyleniyor.
Kim kimi pişiriyor? Yemek yaparken aslında yemek bizi pişirir. Yemek yaparken yiyeceklere dikkat etmek, ilgi gösterip, kendi gözümüz gibi bakmamız gerekiyor. Yemeği sunuyoruz ve bundan tekrar besleniyoruz. Yemek aslında bir araç ve biz aslında kendimizi geliştiriyoruz.
Havucu keserken sadece havucu kesin…

İz Tv’de izlediğim bir belgesel Yemeğin Yolculuğu. Aranızda izleyen varmı bilmiyorum ama ben ara sıra denk geliyorum. Geçen hafta izlediğim bir bölüm (42. bölüm) ise çok güzeldi. Osmanlı’dan günümüze gelen yemek tarifleri, yemek kitaplarının ve yemek kültürünün geçmişte günümüze ne kadar geliştiği anlatılıyordu. Programa katılanlardan bir kişi ise özellikle ilgimi çekti ki, bu kişi Mary Priscilla Işın’dı. Mary Hanım 1951 yılı doğumlu, 1973 yılında New York felsefe bölümünden mezun olmuş, 1975′de çeviri yapmaya başlamış ve 1983 yılında Türkiye’ye yerleşmiş zaten Türkçe kullanımı çoğu kişiden daha iyi. Türkçe konuşması yetmemiş ve Osmanlıca öğrenerek, Osmanlı ve Türk yemek kültürü araştırmaları yapmış. 2006 yılında geleneksel mutfak geleneksel ürünlerle yaşayabilir mantığıyla, Esin Işın’la beraber Türkiye Meyve Mirasını Koruma ve Veritabanı Oluşturma Projesini oluşturmuş daha sonra Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi projesinde yer almış. Çevirdiği kitaplar; Gülbeşeker (Türk Tatlıları Tarihi), Aşçıbaşı (Mahmut Nedim Tosun’dan bir çevriyazı), A King’s Confectioner in the Orient, Tercüme-i Kenzü’l-İştihâ (15. Yüzyıldan Mutfak Sözlüğü).
Kaynak:Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık
Kaynak: Radikal

Jennifer Mendelsohn bir blog yazarıyken yazıları beğeniliyor ve New York Times’da yazar olarak işi kapıyor. Buraya kadar herşey normal, hatta bir başarı hikayesi. Çoğu blog sahibi şu sorularla karşılaşmıştır, şimdi sen bunu blogu neden yazıyorsun? Bundan ne gibi çıkarın olucak? Para nasıl kazanacaksın? Neden uğraşıyorsun? Şahsi olarak cevap vermek gerekirse seviyorum ondan yapıyorum. Uğraşıp yoruluyorum, zamanımı da alıyor ama yemek yapmayı seviyorum, yazı yazmayı seviyorum ilerde başka kapılar açarsa ne ala açmazsa da yapçak bişey yok. Konumuza dönelim geçenlerde bir blogger kursu yapıldı, anonslarını da duymuştum. Bloggerlara nasıl marketing yapılır, blog nasıl tanıtılır vs. vs. gibi eğitimler verilecek, orda insanlar sosyalleşecek. Zaten senelerdir bu işin içinde olanlara biraz hafif gelecek bir kurs. Neyse Jennifer bu toplantıya gidiyor ve izlenimlerini NY Times’da yazıyor. Genel olarak değindiği konular şöyle: