
Aşağıda iki çorba tarifi var. Karnabahar ve brokoli çorbası. Brokoli çorbasını sadece sütle veya tavuk suyu ve süt karışık veya içine biraz tiftilmiş tavuk ekleyerek uzun zamandır yapıyorum. Karnabahar çorbasını ise bu sene yeni keşfettim, parmesanla da çok yakıştırdım hatta geçenlerde yaptığım parmesanlı tavuk suyu ile daha da güzel oldu. Tarif çok kolay ve bir çok versiyonu var. Bazısı içine peynir koymadan, yanında milföyle yapılmış parmesanlı çıtırlar verirken, bazısı da içine patates ekliyor.

Havalar soğumaya başladığı zaman, yemek için bir sıcak çorba olsa da içimizi ısıtsa lafları ortada dolaşmaya başlar. Tavuk sulu çorbalar, tarhana, mercimek, ezogelin, yayla, domates sık sık yapılan çorbalar arasında, ama benim canım değişik değişik çorbalar çekiyor hep. Yedimmi tam ana yemek gibi olacak, karnımı doyuracak, içimi ısıtacak, vücudumu temizleyip, vitamin bombası gibi beni kışa hazırlayacak….Bir çorbadan ne çok beklentim var değil mi? Önceden yaptığım Gulaş Çorbası ve Sebze Çorbası gibi bu çorba da favorilerimden oldu. Kereviz çorbasının yapımı çok kolay, tadı da çok güzel.
Malzemeler
3 çorba kaşığı zeytinyağı
4 orta boy kereviz, küp küp kesilmiş
1 orta boy soğan, küp küp kesilmiş
1 orta boy patates, küp küp kesilmiş
1 kereviz sapı (7-8 cm uzunluğunda), ince kesilmiş
5 su bardağı su
2 çorba kaşığı limon suyu
1 su bardağı süt
1/2 su bardağı krema
tuz, karabiber

Bu aralar sebzeyle yapılan değişik, basit ama lezzetli salataları çokça aramaya başladım, hem kışa daha sağlıklı başlamak hemde yazdan sonra tekrar kış tembelliğine girmemek için çare yine sebzelerde. Mesela daha tahıllı salata yapamadım ama Ev Cininde gördüğüm bu tarz tariflerden bahsediyorum. Net 425 gram adlı kitabı uzun zamandır görmeme rağmen tariflerin basitliği nedeniyle almamıştım. Değişik farklı tariflerin peşinde koşarken basit ama lezzetli yemeklerin güzelliği ve rahatlığını unutmuşum. Yani bu kitabı almamama neden olan şey aslında almamın nedeni oldu. Kitaptan üç tane tarif seçtim, hepsini aynı gün yapmayacaktım fakat kendimi tutamadım. Bu üç tarifide akşam yaptığım için fotoğrafları çok başarılı olmadı , bu yüzden çorbayı ikinci yapışımda bir daha fotoğrafladım.

Yabancı dergilerde okuduğum tariflerde bilmediğim malzemeleri kısa bir araştırıyorum eğer bulamayacaksam yada yerine birşey koyamayacaksam tarifi elemek zorunda kalıyorum. Nedense vegetable, chicken, meat broth kelimelerini gördüğüm zaman ne olduğunu merak etmemiştim ta ki Cafe Fernando‘daki sebze suyu yazısını görene kadar. Daha sonra gördüğüm ilk sebze sulu çorba tarifini denemeye karar verdim.


Söke Un’un yedi tahıllı ununu ilk defa Lavanta’nın ekmek yapımı kursunda kullandım. Aslında ilk defa orda ekmek yaptım, ondan sonra ne kadar kolay olduğunu gördükçe evde yapmaya devam ettim. Kahvaltıda, öğlen salatayla birlikte yada akşam çorbayla çok iyi gidiyor ve 1 dilimi bile hem çok doyurucu hemde poğaça gibi yumuşacık.

Bol baharat biraz da parmesanla servis edebileceğiniz ikinci çorba biraz daha yemek kıvamında ve sanki bir iksir gibi çünkü çorba bittiğinde benim hastalığımda bitmişti.