
Aslında kekin orjinal adı Lemon Scented Pull-Apart Coffee Cake (Limon Kokulu Çekip Kopartılan Kahve Keki) ama ben bunu nasıl çevireceğimi bilemedim. Bu yüzden yaprak kek güzel bir isim gibi geldi. Bu keki The Kitchn‘da ilk gördüğümde gözlerim açıldı, kek katları o kadar güzel ve lezzetli gözüküyordu ki evet dedim hemen yapmam gerek. Onlar Leite’s Culineria‘da görmüş, beğenmişler ama aslına tarif Flo Braker’ın Baking for All Occasions kitabından.
İlk defa yaptığımda ise mayanın bozuk olduğunu fark ettim, bu yüzden ilk deneme hüsranla sonuçlandı. Amaaa ikinci denemem süper oldu. Bu kekin özelliği parça parça ayrılması ve keserek değil çekerek bir parça kekten almak. Keki yapmak biraz zahmetli ve ustalık istiyor ama sonuç kesinlikle uğraştığıma değdi. Genelde cupcake yada muffinlerin üstünde ya kremalı yada tereyağlı bir karışım olur. Bu sosun içinde krem peynir var, türk muadili olarak ben labne kullandım, o kadar hafif oldu ki yerken hiç vicdan azabı çekmedim. Tarifi verirken ölçüleri olabildiğince çevirmeye çalıştım, orjinal ölçüden biraz farklılıklar olabilir.

İkinci defa izlediğim bu belgesel, iki seferde de hemen mutfağa girip yemek yapma isteği uyandırdı, tariflere bakıp harekete geçirdi. Zen şefi, Tassajara Bread Book kitabının yazarı Edward Espe Brown söze şu cümleyle başlıyor, Yemek yaptığınız zaman sadece yemek yapmazsınız, aynı zamanda kendiniz ve diğer insanlarla da uğraşırsınız.
Yemek yapınca stresimi atıyorum, bir şey yaratıyorum. İşten çıkışta oraya buraya koşturup gereken malzemeleri bir araya getiriyorum. Manavdan eve sipariş vermeyi de sevmiyorum. Meyve ve sebzeleri görüp almak, manavdaki malzemelere bakıp ona göre yapacağım yemeğe karar vermek daha zevkli geliyor. Filmi izleyince yemek yapmayı neden sevdiğimi bir daha hatırlıyorum.
Ellerinizi özgürleştirin. Bölümlerden biri böyle başlıyor. Etrafımda çok insan var ki keşke bir enstrüman çalsaydım ya da güzel resim yapmayı çok isterdim gibi cümleler kuruyor. İşin aslı şu ki hepimiz ellerimizle bişeyler yapmayı istiyoruz. Birşey yaratmak enerjimizi bu yöne doğru harcamayı özlüyoruz. Filmde artık ekmek yapılmadığını bunu makinelerin yaptığını ve bizim ellerimiz ve vücutlarımızla yaptığımız şeylerden vazgeçtiğimizi halbuki bunların bize sağlık veren ve dinçleştiren şeyler olduğu söyleniyor.
Kim kimi pişiriyor? Yemek yaparken aslında yemek bizi pişirir. Yemek yaparken yiyeceklere dikkat etmek, ilgi gösterip, kendi gözümüz gibi bakmamız gerekiyor. Yemeği sunuyoruz ve bundan tekrar besleniyoruz. Yemek aslında bir araç ve biz aslında kendimizi geliştiriyoruz.
Havucu keserken sadece havucu kesin…
Uzun zamandır değişik bir ekmek denememiştim. Küçük fırınımdan dolayı denediğim çeşitli tarifler başarısızlıkla sonuçlandığından çokta denemek istemiyordum amaaa artık yeni bir fırınım olduğuna göre yeni bir tarif denemenin zamanı geldi. Ben domatesli ekmeği tabiki de çok beğendim. Kahvaltıda biraz ağır kaçsa da labne ve zeytinyağıyla çok lezzetliydi. Şarapla ya da sade bir çorbayla çok güzel olacağına eminim.


Söke Un’un yedi tahıllı ununu ilk defa Lavanta’nın ekmek yapımı kursunda kullandım. Aslında ilk defa orda ekmek yaptım, ondan sonra ne kadar kolay olduğunu gördükçe evde yapmaya devam ettim. Kahvaltıda, öğlen salatayla birlikte yada akşam çorbayla çok iyi gidiyor ve 1 dilimi bile hem çok doyurucu hemde poğaça gibi yumuşacık.